Kızamık Hastalığına Karşı Bağışıklık Durumunuzu Öğrenebilirsiniz!
Genel Bilgiler:
Paramyxoviridae ailesinin Morbillivirus cinsi içinde yer alan zarflı ve tek sarmallı bir RNA virüsüdür. Kızamık, Paramyxoviridae ailesinin Morbillivirus cinsi içinde yer alan zarflı ve tek sarmallı bir RNA virüsü tarafından meydana getirilen eritemli döküntü ve yüksek ateş ile seyreden, otit, pnömoni ve menenjit, ensefalit gibi hastalıklara sebep olabilen çok bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaşma en sık olarak bir hastanın hapşırma ve öksürme sırasında etrafa saçtığı damlacıkların, bağışıklığı olmayan bir kişinin solunum yollarına ulaşması sonucunda gerçekleşir. Hastalığın kuluçka süresi 7-14 gün arasında değişir.
Hastalığın belirtilerinin başladığı 2-4 günlük bir dönem olan prodromal safhasında 40 °C’yi aşabilen yüksek ateş, öksürük, konjonktivit, kırıklık gibi şikâyetler ve bukkal mukozada Koplik lekeleri bulunur. Döküntülü dönem 5-7 gün kadar devam edebilir. Döküntüler başlangıçta yüzde ve kulak arkalarında makülopapüler tarzdadır. Daha sonra, bir yandan birleşip vücudun bazı bölgelerinde eritem şekline dönüşürken diğer yandan bütün gövdeye, ardından da avuç içleri ve ayak tabanları da dahil olmak üzere ekstremitelere yayılır. Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönem, prodromal belirtilerin ortaya çıkmasından, döküntülerin ortaya çıkışına kadar geçen dönemdir. Hastalık 5-7 gün içinde döküntülerin ortadan kalkmasıyla birlikte iyileşir. Gelişmemiş ülkelerde malnütrisyonlu çocuklarda, immunsupresyonu olan hastalarda şiddetli ve vaka ölüm oranları yüksektir. Bu kişilerde tipik olmayan döküntü ile de seyredebilmektedir. Gebelerde, şiddetli ve komplikasyonlu seyretmekte, konjenital malformasyonlarla yakından ilişkili olabilmektedir. Özellikle bebek ve çocuklarda, pnömoni ve merkezi sinir sistemi tutulumu gibi daha ağır tablolara neden olabilir.
SSPE(Subakut sklerozan panensefalit) doğal kızmaık enfeksiyonundan (1/100.000) ya da aşılamadan (1/1.000.000) uzun süre sonra (3-7 yıl) ortaya çıkan nadir, ancak ciddi bir nörolojik hastalıktır.
Korunma:
En etkili korunma yolu aşılanmadır. İlk doz aşılama sonrası kızamık enfeksiyonu önleme oranı %93, ikinci doz aşılama sonrası ise %97 civarındadır. Ulusal şema aşılamayı bir yaşında başlatsa da salgın durumlarında aşının ilk dozu erkene çekilebilir. Kızamık ile enfekte kişi ile temastan sonraki 3 gün içinde korunmada yine aşı önerilmektedir. Ayrıca temas sonrası tercihan 72 saat içinde, 6 ay bebekler, immunsupresyonu olan hastalarda, gebelerde ve aşı uygulanamayan kişilerde en geç 6 gün içinde immünglobulin uygulamaları önerilir. Ülkemizde doğan her çocuğa, 1 yaşında ve 4-6 yaş arasında toplam 2 doz olmak üzere KKK(MMR) aşısı ‘Çocukluk Çağı Aşılama Programı’ dahilinde ücretsiz olarak uygulanmaktadır. Salgın açısından riskli dönemlerde 6-12 ay arasında tekli kızamık aşısı olarak ek doz kızamık aşısı önerilebilmektedir.
Kızamık Bağışıklığının Laboratuvar Kontrolü:
Kızamık hastalığının teşhisi veya kişinin bağışıklığının bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla Kızamık (Rubeola) IgM ve IgG Antikor titreleri ölçümleri kullanılır.
Normal koşullarda döküntülerin ortaya çıkmasıyla birlikte IgM antikorlarının pozitif hale gelmiş olması beklenir. Ancak bazen döküntülerin ortaya çıkmasından sonraki ilk 72 saat içinde henüz pozitif hale gelmemiş olabilir. IgM antikorları, hastalık tablosu ortaya çıktıktan sonraki bir ay boyunca kanda ölçülebilir konsantrasyonda bulunur.
IgM sınıfı antikorların tek başına veya IgG ile birlikte pozitif bulunması yakın zamanda geçirilmiş kızamık enfeksiyonun bir göstergesidir.
IgG sınıfı antikorların pozitifliğinin belirlenmesi, kişinin immün durumunun belirlenmesinde kullanılan bir parametredir. IgM sınıfı kızamık antikorları negatif iken, IgG sınıfı antikorların pozitif bulunması ise kişinin bu hastalığı geçmişte geçirdiğini veya aşılama yolu ile kazanılmış bağışıklığı bulunduğunu gösterir. Hastalığın akut safhasında alınan kan örneği ile iyileşme döneminde alınan kan örneklerinden iki örnek arasında IgG antikor titresinde en az 4 katlık fark bulunması enfeksiyonun geçirilmiş kazanılmış bağışıklık olduğunu gösterir. Virusun tek tipinin olması ve antijenik olarak sabit olması nedeniyle oluşan IgG antikorları ömür boyu kalıcı ve koruyucudur.
IgM ve IgG sınıfı antikorların beraberce negatif bulunması, şahsın geçmişte kızamık enfeksiyonu geçirmemiş olduğunu ve bağışıklığının bulunmadığını gösterir.
SSPE’de serolojik tanı için beyin-omurilik sıvısı (BOS) ve serum örneklerinde antikorların saptanması ile yapılır.

Ülkesi

Merkezi


